Temel Atma Töreni
Mustafa Boğa
01.04 – 30.05.2021
Ölülerimizle ne yapacağız? Bu soru insanın tarihi kadar eski. İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliklerinden birinin ölülerine ihtimam göstermesi olduğu söylenir. Ölülere yapılacak muameleler kültürden kültüre değişsede ölü asla ve asla olduğu gibi çürümeye bırakılmaz. Ya yakılıp küle dönüştürülür, ya dalgalı sulara bırakılır ya da gömülür. Henüz yerleşik düzene geçmeden insan, ilk şehirlerini ölüleri için yapmış, mezarlıklar kurmuş. Ölüler dünyasının yaşayanlar dünyasından nasıl ayrılacağı, farklı ritüeller, kurallar medeniyetleri birbirinden ayıran farkların yansıması aynı zamanda. Çatalhöyük’te mezarlar, yaşanılan evlerin içindeyken, modern batı toplumu ölümü gündelik hayattan mümkün olduğu kadar uzaklaştırmak için mezarlıkları şehir dışına taşımaya çalışır.
Adana ve civarında atipik bir cenaze ritüeli ile karşılaşan Mustafa Boğa, Temel Atma Töreni adlı çalışmalarının merkezine bu alışılmadık durumu koyuyor. Bölgede mezar çukurları beton paneller ile kaplanıyor ve de cenaze için tabiri caizse bir oda hazırlanıyor. Yaygınca kullanılan, cenazenin üstünü örten keresteler yerine beton panellerin kullanılması ne kadar mezarın zaman içinde çökmesini engellemek için yapılan bir uygulama gibi görünse de cenazenin çürümesini ve de toprakla hemhal olmasını engelleyen bir pratik. Bu pratiğin kökeninin nerede bulunduğu meçhul, modern bir uygulama mı yoksa arkaik bir uygulamanın günümüz şartlarına adapte edilişi mi bunu çözmek derinlemesine bir araştırmayı gerektirse bile Boğa bu uygulamayı alıp modern Türkiye’nin arkeolojisini yapmaya koyuluyor. Günümüz popüler imgelemindeki uçucu ama etkiliim gelerden oluşan çizimlerini bu beton panellere kazıyarak Türkiye’nin temellerini açığa çıkarıyor. Beton, ölüm ve iktidar arasındaki örüntüleri görünür kılıyor.
Beton; tam da bedenin faniliğinin zıttı olarak ölümün üstesinden gelmek, değişimi dondurmak, hayatın akışına karşı koymak için kullanılan bir malzeme. Endüstriyel bir malzeme oluşuyla doğal süreçlerden farklılaşan bu teknolojinin modernizmle ilişkilendirilmesi, beton binaların modern iktidarın anıtları olması tesadüfi değil. Beton kaygan bir zemini olan modern iktidarın, katı olan her şeyin buharlaştığı bir çağda temellerini sağlama almak için kullanılıyor. Betona gömülmüş bir dünya doğum ve ölüm arasındaki döngüsel hareketi donduruyor ve de var olanı olduğu gibi korumaya çalışıyor. Sonuç olarak bir süreliğine yaşamın güçlerinin kontrol altına alınıyor gibi gözükse de uzun vadede mutlak bir yıkım vuku buluyor. Betonla ıslah edilmiş dere yatakları ve de kontrolsüzce gelişen su baskınları bu kırılmış zincirin en berrak örneği. Beton, doğadan aldıklarımız doğaya geri vermekten imtina etmemizin teknolojisi. Ancak zayıf bir teknoloji; betondan medeniyetimizin en ufak bir doğa olayı karşısında kumdan kale gibi yıkılması boşuna değil. Boğa en yalın halinde bile çokça söz söyleyen betonu, ölümle olan ilişkisinden yakalayıp günümüz dünyasını tasvir eden bir anlatı kurmak için kullanıyor. Temel Atma Töreni’nde çizimlerin kazındığı beton panellerin hem cenaze ritüelleriyle hem de modern Türkiye ile kurdukları bağbize kendi hikayemizi anlatmak için işe koşuluyor.
Boğa’nın çizimleri kolektif belleğimizde yer edinmiş imgelerden sürrealist kolajlar oluşturuyor. Bu kolajlarda kamuflaj giymiş bir asker ile çizgi film kahramanı Scooby-Doo yan yana gelebiliyor. Gündelik hayatta gözümüzün önünden seyir halinde geçen bu imgelerin tüm uçuculuklarına ve ehemmiyetsizliklerine karşın nasıl zihnimize kazınmış oldukları ifşa oluyor. Çizimlerin herhangi bir düzen ilişki içermeyen yayılımları bir anlatı veya görünenin ardında yatan bir alt metin oluşturmayı imkansızlaştırıyor. Burada önemli olan bir ikonografi çalışmasından ziyade uçucu imgelerle kalıcı olması arzulanan beton arasındaki diyalektik ilişki. Boğa’nın panellerin üzerine kazıdığı kendi yazdığı şiirler de bu ilişkiyi belirgin kılıyor. Şiirler ölü olan ama usulüne göre gömülüp ebediyete intikal etmemiş bir ruh, bir hayalet gibi bize musallat olan bu imgelerin ardından yakılan ağıtlar. Takılıp kalmayı, köksüzleşmeyi, tutunamamayı dile getiriyorlar.
Temel Atma Töreni temeli kazınmış, yaşamlar organik bağlarını kaybetmiş bir toplumun halini ortaya seriyor. Zamanın geçmesine acı içinde direnmeye çalışan, ölülerini gömememiş, yeni gelecek olanlara da yer açamayan, her yanını cerahat kaplamış bir toplum için sembolik bir cenaze merasimi Boğa’nın çalışmaları. Şimdi değil ama belki gelecekte bir gün, ahvalimizi anlamak için birileri geçmişi kazmaya girişirse diye yazılmış çizilmiş, silinmesi imkânsız kılınmış mektuplar.
Murat Alat







Hakkımızda
Ziyaret Saatleri ve Ortak Çalışma Alanı
Ekip
Bina Hakkında
Ulaşım
Destek ve İşbirliği
İletişim
Dijital Platfomlar
E-Bülten
IG
Spotify
X
Google Maps
Youtube
Kişisel Veri Politikası
Site Politikası
Veri Sahibi Başvuru Formu
Çerez Politikası
İnternet Erişim Kaynakları Aydınlatma Metni
Basın
2025 ©